Yıllarca "Televizyon sinemayı öldürecek" dendi. Oysa geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki, o beğenmediğimiz televizyon meğer sinemanın en büyük besleyicisi, en çalışkan altyapı tesisiymiş.
Gözle göremediğimiz tehlikeli ve yayılmacı bir düşman hayatımızı ve tüm alışkanlıklarımızı tehdit ediyor. 17 Mart’tan bu yana sinema salonları bakanlık emriyle kapalı.
Ortalık yangın yeri ama bizim bazı yerli yapımcılarımız dizi çekmeye devam ediyorlar. Titanik batarken yolculara moral olsun diye müzik çalan orkestra gibi…
Bu hafta da, eşinizin-dostunuzun yaptıkları başta olmak üzere, festivaller, galalar, etkinlikler, basın gösterimleri vb. tertipleyen PR ajanslarının önünüze sürdüğü en berbat işleri bile övdünüz mü?
Festivallerde tıklım tıklım salonlarda film izliyor ama sonra salonun kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğreniyoruz. Festivalden gelen paraya ne oldu da bu salonlar zora girdi?
Türkiye, Kırıkkale'de çocuğunun gözü önünde öldürülen Emine Bulut'a ağlıyor. Murat Tolga Şen de bu olaydan yola çıkarak kadın cinayetlerini önlemek için neler yapılabileceğini kaleme aldı.