Salim Olcay

1979 yılında İzmir'de doğdu. Yeşilçam etkisiyle başladığı sinema yolculuğunda bir ara Hollywood etkisine girmişse de, çabuk kurtuldu. Sanat toplum içindir diye düşünür ve yeni nesil Türk yönetmenlerini gönülden destekler.

Haziran, 2017

  • 6 Haziran

    Batının Doğudaki Günahı: Kingdom of Heaven

    Haçlı Seferlerinden birine komuta eden “Aslan Yürekli” Rişar ile Kudüs’ü haçlı işgalinden kurtaran Selahaddin Eyyübi’nin karşılaşmaları birçok anlatıya konu edilmiştir.

Nisan, 2017

  • 22 Nisan

    Kapitalizmin Bekçi Köpeği: James Bond

    Bond’un görevi Batı denetiminden dışında gelişen sanayi, yönetim ve toplumsal dayanışmanın parçalanmasıdır. Batı’dan bağımsız hareket etmenin kötü sayılmak için yeterli olduğu bu filmlerde ele geçirilen bütün ileri teknoloji ürünleri daha iyi bir amaç uğruna kullanılmak yerine bütün planlarıyla birlikte derhal imha edilir. Böylece dünyaya yeterince gözdağı verilmiş olur, “yaparsanız yıkarız.”

Mart, 2017

  • 23 Mart

    ABD Hepimize Bileniyor: Spy Game (2001)

    Spy Game 11 Eylül sonrası iyice belirgin hale gelen ve saklanmaya gerek duyulmayan İslam düşmanlığının başlangıç evrelerini ortaya koyuyor.

  • 1 Mart

    John Rambo’nun “Acıklı” Hikayesi…

    ‘’Amerika’nın ruhunu aramaya başlaması’’ için öncelikle Vietnam’da yaşanan ‘’travmadan’’ kurtulması gerektiği iddia edilmiştir. Rambo filmi travmadan kurtulabilmek için atılan adımlardan birisidir ancak tahmin edilenin ötesinde etkili olmuştur.

Şubat, 2017

Ocak, 2017

  • 27 Ocak

    Rüyadaki Fikir: Inception (2010)

    Film erkek egemen bir dünyayı göstermektedir. Kahramanı koruyan ve ona yardım eden dişi varlık Ariadne figürü dışında kadınların olmadığı bir dünya resmedilir.

  • 13 Ocak

    Sinemada Toplumcu İntikam: İnsan Avcısı (1975)

    Filmin polisiye türünde Türk sinemasında ilk ve tek olduğunu söyleyebilirim. Güncel politik tartışmalara girmekten ve halkın yanında durduğunu göstermekten çekinmeyen başka bir filmle karşılaşmadım.

  • 9 Ocak

    Cinayet İşleme Hakkı: Alfred Hitchcock’tan Rope (1948)

    Brandon ve Philip isimli iki arkadaş, kendi hayat görüşlerine uymadığını düşündükleri bir arkadaşlarını filmin henüz ilk dakikasında iple boğarak öldürürler.

  • 2 Ocak

    Kaybedenler Kulübü (2011)

    Nazım Hikmet için birileri ‘’keşke kaçmasaydı’’ der demez Rahmi Eyüboğlu ‘’Sen hiç öldün mü, arkadaş?’’ diye sorar ve “ölüm” karşısında tek bir davranış şekli olmadığını söyler.

Aralık, 2016

Kasım, 2016

  • 29 Kasım

    Vatansever Bir Hırsız: Robin Hood

    Robin Hood denince, ormanları mesken tutarak, zenginden alıp fakire veren, kötü kalpli yöneticilere dünyayı dar eden ve bir mil mesafeden attığı okla hedefi tam ortasından vurabilen romantik bir kahraman akla gelir.

  • 21 Kasım

    Seçilmiş Olanın Arkasındaki: The Matrix (1999)

    Kültür endüstrisi ürünlerinden olan ve bir kurtarıcının zorunlu olduğunu işleyen The Matrix, kitlelerin bağlı oldukları zincirin farkına varmamaları, varsa da kurtuluş yolunu bulamamaları için bu zincire büyük bir halka daha eklemiştir.

  • 19 Kasım

    Yılmaz Güney’den: Arkadaş (1974)

    Yılmaz Güney, “Arkadaş” filmiyle anlatmak istediklerini en azından halka “sezdirebilmiştir” diyebiliriz.

  • 13 Kasım

    Oyları Yeniden Sayın: Recount (2008)

    Seçim oyunu nasıl oynanıyor? Amerikan seçkinlerinin demokrasi oyunu hala “güvenli mi” sorusunu soran Recount izlenmeyi hak ediyor.

Ekim, 2016

  • 11 Ekim

    Bir Western Klasiği: Stagecoach (1939)

    Stagecoach filminde yedi yolcusuyla birlikte yola çıkan ve Kızılderililerin “isyan” etmesiyle birlikte savaşın ortasında kalan posta arabasının, yoluna devam edip etmemesi için yolcular oylama yapar.

  • 3 Ekim

    Blow-Up (1966)

    Michelangelo Antonioni imzalı Blow-Up (1966), içinde yaşanılan dünyanın gerçekliği üzerine bir sorgulama, bir "pozitivizm" eleştirisidir.

Eylül, 2016

  • 3 Eylül

    Fellini’s Casanova (1976)

    Fellini, Casanova’nın hayat hikâyesini anlatırken, aynı zamanda burjuvazinin ortaya çıkışı ve mücadelesini de perdeye yansıtmayı başarmıştır.

Ağustos, 2016

  • 31 Ağustos

    Vedat Türkali’nin Anısına: Karanlıkta Uyananlar (1964)

    Karanlıkta Uyananlar, güneş doğmadan işe gitmek üzere evden çıkmak zorunda kalan insanların yaşadığı zorlu hayatı ve içinde bulundukları ‘’karanlıktan’’ uyanışını anlatır.

  • 25 Ağustos

    The Birth of a Nation (1915)

    Üç saati geçen süresiyle o güne dek çekilen en uzun film olan D.W. Griffith’in 1915 tarihli The Birth of a Nation’un Hollywood’un standartlarını belirlediği genel kabul gören bir yaklaşımdır.

  • 2 Ağustos

    Yapay ve Klişe: Kusursuzlar

    "Kadın filmi" olduğunu iddia eden ama seyirciyi klişeler, ucuz ve sıradan simgeler, Hollywood taklidi sahneler yağmuruna tutan bir eser; Kusursuzlar...